Geçenlerde bir dostum 55 inden sonra kendini bambaşka bir organizasyon işi içinde bulduğunu söyledi. Durum kendisine de sürpriz olmuştu. Oysaki yıllarca tüm birikimini çok farklı bir alanda üretim üzerine yapmıştı.
Kendisinin organizasyon yeteneğinin olabileceğini hiç düşünmemişti şimdiye kadar...
Değişiklik güzeldi... Keyif veriyordu kendisine...
Hayatta yeniliklere açık olmak, yaptığı bir işe bir yandaş eklemek, onun heyecanını yaşamak, taze oksijenin vücuda getirdiği sağlık gibi...
Şimdi kendinde keşfettiği yeni özelliğinin verdiği güvenle, daha dinamik çalışıyor.
 
 
  Konuştuğunda kendini dinletebilen, konuşulanları aktif dinleyen, okuduğunu anlayan, yazdığını okutan kişiler, hem kendi hem çevresindeki insanların yaşamını kolaylaştırır, anlamlı ve keyifli kılar.
Tarihe yön veren, medeniyetlerin gelişimine katkıda bulunan liderler cesurdur, vizyon sahibidir. Ne var ki, cesaret ve vizyon ancak etkili iletişim becerileri sayesinde kitlelere geçer ve onları belli bir hedef doğrultusunda harekete geçirir.
Günümüzün başarılı yöneticileri, eğitim ve tecrübe sahibi kişilerdir. Ne var ki bilgi ve birikim ancak etkili iletişim becerileri sayesinde çalışanlara aktarılır ve onları belli bir hedef doğrultusunda motive eder...
 
 
 
  Yoğun iş temposunda kaybolan yöneticilerin etkili karar almada yaşadıkları sorunlar iş performanslarını ve bunun doğal sonucu müşteri memnuniyetini doğrudan etkilemektedir. Yoğun tempoda kaybolmuş bunların doğal sonucu olarak zorlanan, kendine ayıracak vakti olmayan, yıpranmış, yorgun, liderler, yöneticilerin daha etkinleşebilmeleri için kendilerini yenilemelerine, hayatı istedikleri gibi tutkuyla yaşamalarına; sağlıklı bedene ve ruha sahip olmaları gerekmektedir.
Sağlıklı bir beden, ve dingin bir için günümüzdeki en etkili yol egzersizdir.
 
 
  Yirminci yüzyılın sonlarında, yeni pazarlama araçlarından yararlanma konusunda öncülük yapan birkaç ilginç küçük girişimci ile Kanada'da yaşadığım yıllarda tanışma olanağı bulmuştum. Bir güvenlik firmasında gece bekçiliği yapan bir tanıdığım, bit pazarından aldığı eski kitaplar için bir pazar keşfetmiş, bu kitapları ebay yoluyla ABD'deki meraklılarına ulaştırmaktaydı. Tanıştığım bir başka küçük girişimci ise, gündüzleri bahçıvanlık yapıyor, akşamları da büyük bir enerjiyle kendi tasarladığı online alışveriş merkezini yönetiyordu...  
 
 

Bu sayıda sizlerle Ekim ayı Platin dergisinde çıkan yazımı paylaşmak istedim. Bundan tam 14 yıl önce yakın bir arkadaşım arabasına bir araç telefonu aldığını söylediğinde içimden ne kadar ukalaca bir davranış olduğunu geçirmiştim. Evde ve işte zaten telefon mevcuttu istediğimiz gibi iletişim kurabiliyorduk, birde arabaya telefon almak, işgüzarlıktan öte bir davranış değildi. Bugün aradan geçen zamana baktığımızda cep telefonlarının nasıl hayatımızdaki değişmezlerden biri halini aldığını görüyoruz. Yine 1990'lı yılların başına gittiğimizde, tekstil sektöründeki dengelerin, sezonun bugünden ne denli farklı olduğunu, "tezgahtar"lık mesliğinin nedenli yaygın olduğunu "damping" kelimesinin çok şey ifade ettiğini; bankacılık sektörü için bile çağrı merkezinin ne kadar yabancı bir terim olduğunu hatırlayacağız. Günümüzden 10-20 yıl sonrasını düşündüğümüzde ise, olası değişimin dün yaşadıklarımızdan çok daha dramatik olacağı bence kuşkusuz.
There has been much attention paid of late to the fact that most managers are incapable of deep thought. In their recent book, Marketing Metaphoria (Boston: Harvard Business School Press, 2008), Gerald and Lindsay Zaltman bemoan the fact that marketing managers in particular do not think deeply enough about the subject matter of their field. They offer a number of reasons for this failing, some of them familiar in that they are often associated with the inability of organization to be innovative or creative.
Öneri ve istekleriniz için:
info@credodanismanlik.com'a mail
atabilirsiniz.