 |
 |
| |
Günümüzde bir çok şey belki de her şey daha da mobil olmak adına yapılıyor. Nano teknolojiler, wireless (kablosuz) teknolojiler vb. Daha küçük notebooklar üretiliyor,
her yer wireless teknolojilerle donatılıyor.
Bilgisayarların bile, fiziksel ölçülerinin yettiği ölçüde cep telefonlarına girmesi seneler öncesine dayanır. Yıllardan beri hayalim olan elektrik akımının wireless (kablosuz) teknolojiler kullanılarak taşınması ile ilgili yapılan çalışmaları duyduğumda heyecanım
2 kat daha artmıştır. |
|
|
 |
 |
 |
| |
97 Yılında ABD'de yapılan ulusal bir araştırmada katılan 2256 denekten %50'si orta, %25'inin önemli derecede medyada yer alan tıbbi yayınlara güvendiği gözlemlenmiştir. Yine tıbbi haberleri %40 oranında TV, %36 oranında hekim, %35 oranında dergi ve
%16 oranında ise gazetelerden aldığı tespit edilmiş. Deneklerin %58 gerçekleşen haberler sonucu önlem alıp davranışlarını değiştirdiklerini %42'si ise daha fazla bilgi için doktora başvurduklarını belirtmiş.
Türkiye'de de durum çok farklı değil. Türkiye'de hastaların en güvendiği kaynaklar arasında ilk sırada doktorlar yer alıyor. |
|
|
 |
 |
 |
| |
Kurum içi yaşanan ilişki ve iletişim sorunlarından bir önceki yazıda söz etmiş ve bunların olası neden ve sonuçlarına değinmiştik. İlişki ve iletişim sorunlarının bireysel performans seviyelerinden başlayarak bütün kurum hedeflerine ulaşılması yönünde engeller oluşturabileceği, burada kurucuların ve üst düzey liderlerin kaçınılmaz rolleri kurum kültürü ve iklimiyle ilintili olarak anlatılmıştı.
Bu sefer içsel olarak yaşanan sorunların aslında kurum dışı yaşamda nasıl uzantıları olabileceğinden söz edeceğiz. Özellikle bir çok firmanın nihai hedefleri arasında olan "müşteri tatmini ve memnuniyeti" ve onun beraberinde gelen "sadakat" kavramının bu tür sorunlardan nasıl etkilendiğinin üzerinde durmaya başlayacağız. |
|
|
 |
 |
|
 |
 |
| |
(Çağrı merkezine ihtiyacım var mı? sorusuna değişik bir yaklaşım)
Giriş
Çağrı merkezi dünyasının içinde geçirdiğimiz bunca yıl boyunca sıklıkla duymaya alıştığımız bir soru vardır: "Bizim çağrı merkezine ihtiyacımız var mı? "
Bu soru cümlesi yeniden yapılandırıldığında veya biraz daha detaylandırıldığında aşağıdaki sorularla aynı şeye cevap aradığını farkedilir:
Kimlerin çağrı merkezi kurması gerekir?
Çağrı merkezini kimler kurar?
Çağrı merkezi kurmak için büyük bir firma olmak gerekir mi?
Çağrı merkezine olan ihtiyacın kesinleştiği an hangi andır?
Uygun zaman nedir?
Çağrı merkezi, şu anda müşterilerimize hizmet sunuş şeklimizde neyi değiştirecektir? Bize ne kazandıracaktır?
Çağrı merkezimiz yok ama telefonları titizlikle cevaplıyoruz işte; iki kişilik bir müşteri hizmetleri departmanımız var. Başka işleri de var ama, bunun çağrı merkezinden ne farkı var ki?
Çağrı merkezinin şu andaki yapıdan ne farkı olacak ki? |
|
|
 |
 |
|
|
|
|
 |
 |

Geçenlerde yaşadığım
bir olayı bu sayıda hiçbir ekleme yapmadan sizlerle |
yaşandığı gibi paylaşmak istedim;
çünkü CRM ile ilgili yazacağım tüm teorik ve uygulama yazılarım kanalı ile size verebileceğim mesajlar ve öğretilerden çok daha net bir resmi
size bu olay ile gösterebileceğimi düşünüyorum.
Gerek işim gerekse de konumun
nedeni ile giyim tarzıma çok dikkat eden bir kişiyim ve maalesef alışverişlerimi sezon başında toplu olarak yapmak zorunda kalıyorum. Malum kış bu sene biraz aceleci davrandı gelmekte. Ben de geçen hafta kışlık alışverişimi alışık olduğum markaların kendi tercihlerim olan mağazalarından yaptım. |
 |
|
 |
|
Taking a proactive approach to developing a partnership strategy is far more valuable than making reactionary decisions to current offers or copying the latest trends of your competitor in a "me too" approach. Unfortunately, I've found that most companies spend too much time reacting to partnership proposals, rather than seeking out the best partners. They refer to the eager partners that approach them as "low hanging fruit." I call it poor planning. Companies need to replace complacency with actions that actively identify best partners. |
 |
|
|
|
|